Forum Türkiye,Video,Oyun,Program,Sohbet,Film,Resim

Go Back   Forum Türkiye,Video,Oyun,Program,Sohbet,Film,Resim > SAĞLIK > Erkeklerin Sağlığı

Erkeklerin Sağlığı Erkek Sağlığı Hakkında Aradığınız Bilgiler


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15 Nisan 2010, 02:22
Member
 
Üyelik tarihi: 21 Nisan 2012
Mesajlar: 78
Standart Kalp krizi

izafet.Com - KALBİNİZİ TANIYIN
Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi, kalp krizi için en iyi bakımın elde edilmesini sağlar.

Kalbiniz arabanızın motoruna benzer. Bir kas pompası olan kalbiniz günde yaklaşık 100 000 kez genişler ve kasılır ('çarpar'); vücudunuzun çalışması için yaklaşık 1000 litre kanın dolaşmasını sağlar.

Kalbin çalışmasına müdahale eden her şeyin hemen fark edilmesi ve geriye dönüşü olmayan olası hasarları önlemek için tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalığı birinci sıradaki ölüm nedenidir ve en belirgin belirtisi kalp krizidir.

ABD'de her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin üçte bir kadarı ilk 20 günde, %3-%12'si de bir yıl içinde yaşamlarını yitirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin yalnızca %30'u krizden sonra 10 yıl yaşayabilmektedir.

KALP KRİZİ

BELİRTİLER:
Başlıca belirti göğsünüzde hissedeceğiniz kuvvetli bir sıkışma duygusudur.Bazı kişiler bunu kalbin sanki yumularak sıkışma şeklinde tarif ederler.Ağrı anjina ağrısı gibidir.Ancak nitrogliserine az cevap verir veya hiç vermez.

Kalp krizi birkaç anjina krizini takiben ortaya çıkabilir veya hiçbir şey yokken aniden meydana gelebilirler.Bununla birlikte egzersiz veya stress ortadan kalksa bile ağrı kesilmez. Ayrıca ağrı değişmez veya gidip gelmeli bir tarzda olabilir.

Ağrı gerginlik şeklinde bir rahatsızlık olabileceği gibi bazen de bir filin göğüs bölgesini ezmesi gibi bir duyu şeklini alabilir.Bazen ağrı özel durumlara da uymaz,bunlar özellikle yaşlı kişilerde şeker hastalığı olan kişilerdir.Böyle kişilerde göğüste veya üst karın bölgesinde herhangi bir uzun süreli ağrı belirleyici işaret olarak ortaya çıkabilir.Bu durumda fazla tıbbi dikkat gerekir.Bu ağrının hazımsızlık ağrısı olarak nitelendirilmesi gerekir.

Bazı kişilerde kalp krizinin esas belirtisi nefes alıp vermede ani olarak başlayan güçlüktür. Bu göğüs ağrısıyla birlikte olabilir veya olmayabilir.Aşağı yukarı vakaların %10’unda kalp krizinin tek belirtisi ani bayılma nöbetleridir.
Şeker hastalığı olan yaşlı kişilerde ağrı veya diğer belirtiler olmaksızın alışılmışın dışında bir kalp krizi meydana gelebilir.Bu sessiz kalp krizleri kalp içinde elektrokardiyogram vasıtasıyla elektrik impulslarının geçirilmesi sonucunda elde edilecek verimlerle ortaya çıkabilir.

KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR:
• Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar.
• Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris).

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
• İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir.
• Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir.

Kalp Krizleri Önlenebilir...
Her yıl ülkemizde onbinlerce insan kalp krizi geçirerek kaybediliyor. Bu ölümlerden pek çoğu hayatın en verimli çağında geliyor. Bilimsel çalışmalar belirli koşulların ve yaşam biçimlerinin kalp krizi tehlikesini arttırdığını, bu koşullar değiştirilirse kalp krizlerinin de azaltılıp önlenebileceğini ortaya koyuyor. Belirli sağlık önlemlerine dikkat edilir ve sağlık içinde yaşamanın gerekleri alışkanlık haline getirilirse aile içinde büyük, küçük herkesin bundan yararlanacağı tabiidir. Özellikle çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme ve yaşama alışkanlıklarının kazandırılması onlara uzun ve sağlıklı bir ömür hazırlayacaktır.

1.SİGARA İÇMEYİNİZ
Sigara içmeyenlerde kalp krizine rastlanması olasılığı sigara içenlere oranla önemli ölçüde azdır. Sigara içmiş olupta bırakanlarda da kalp krizi ihtimali gittikçe azalarak zamanla hiç sigara içmemiş olanların durumuna yaklaşır. Sigarayı bırakarak çocuklarınız için de örnek olunuz. Siz sigara içmezseniz onların da sigaraya başlaması olasılığı azalır.

2.YÜKSEK TANSİYONUNUZ VARSA, TEDAVİ EDİLMELİSİNİZ
Yüksek tansiyon farkedilmez ve gereği gibi tedavi edilmezse kalp krizi, felç ve böbrek yetersizliği (üremi ) gibi öldürücü hastalıkların gelişmesi tehlikesi çok yüksektir. Yüksek tansiyonu normale düşürmek ve normal düzeyde devamını sağlamak mümkündür. Bunun için yemekler ve içeceklerle alınan sodyum miktarını azaltmak gerekir.En çok sodyum içeren madde sofra tuzudur. Yüksek tansiyonu olan bir kimse ilaçla tedavi görüyor olsa bile aldığı tuz miktarını azaltmalı, mutat olarak aldığı miktarın en çok üçte birine indirmelidir. Sodyum içeren sodalardan ve karbonat kullanımından vazgeçmelidir. Kilo fazlası varsa kendisi için normal olan ağırlığa düşmeli ve streslerden olabildiğince kaçınmalıdır. Bir çok kimsede sadece bu önlemlerle tansiyon önemli ölçüde düşürülebilir. Fakat pek çok hastada ayrıca ilaç tedevisi gerekir. Bu durumda hekimin vereceği ilacı yine hekim kesmedikçe veya değiştirmedikçe aksatmadan kullanılmalı ve ayrıca yukarıdaki önlemlere uyulmalıdır. Yüksek tansiyonu olan bir kimsenin eğer içiyorsa sigarayı bırakması herkesten daha fazla önem taşır.

3.YEMEKLERDE ALINAN KATI YAĞLAR VE KOLESTROL MİKTARI AZALTILMALIDIR
Damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların gelişmesinde, yemeklerle alınan katı yağların ve yağsı bir madde olan kolesterolün rolü çok büyüktür. Katı yağlar deyince oda sıcaklığında sıvı halde bulunmayan anlaşılmalıdır. Bunlara tıp dilinde doymuş yağlar da denilmektedir. Tereyağy katı yağlara iyi bir örnektir.
Kırmızı et denilen koyun, kuzu, ve sığır etleri katı yağlar içerir. Tavuk etinin derisi ve beyaz olmayan bölümleri de katı yağdan zengindir. Sütte ve sütten yapılan yiyeceklerde değişen miktarda katı yağ bulunur. Bazı yiyecekler de çok miktarda kolesterol içerirler:

Yumurta sarısı, beyin, böbrekler, karaciğer gibi. Bu yiyecekler kandaki kolesterol miktarlarının artmasına yol açar. Yüksek kolesterol ise damar sertliği ve kalp krizi riskini arttıran önemli etkenlerden biridir.

Öte yandan “doymamış yağ “ denilen ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunan ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, haşhaş yağı gibi yağlar kandaki kolesterol miktarlarını azaltırlar. Zeytinyağı da bir doymamış yağ türüdür.

Katı yağlar yerine doymamış (sıvı) yağların kullanılması ve kolesterol içerdiği bilinen yiyeceklerden kaçınılması kan kolesterolünü belirli ölçüde düşürmeye devam eder. Bunun için şunlar tavsiye edilebilir:

Tavuk etinin beyazına ve doymamış yağlar içerdiği bilinen balık etine yemeklerinizde daha çok yer veriniz. Kuzu ve koyun eti yerine yağsız dana etini tercih ediniz.

Yemeklerinizi pişirirken, sıcak olarak yenilenler de dahil, sıvı yağları kullanınız. Günlük yağ kullanımınızın yarısı zeytinyağı, yarısı da ayçiçeği veya mısyıözü yağı gibi çok doymamış yağlardan oluşmalıdır. Margarin türü yağlarda oda sıcaklığında katıdırlar ve tereyağı gibidirler.

Yağı alınmış sütü ve böyle sütten yapılmış süt ürünlerini tercih ediniz. En az yağ içeren peynir, çökelek ve sert, yağsız beyaz peynirdir. Kaşar peyniri ve krem peynirler bol miktarda katı yağ ve kolesterol içerirler. Kaymak ise içinde katı yağ ve kolesterolün en fazla bulunduğu besin maddelerinden biridir, çikolatada bol miktarda kolesterol vardır. Bunlardan kaçınılmalıdır.

Bir besin maddesinde kolesterol bulunmaması önemlidir. Fakat katı yağ içeren bir besin, kolesterol içermezse bile kalp hastalığı riskini arttırıcı etkiye sahiptir.

Hekiminiz başka türlüsünü önermiyorsa bir hafta içinde sadece iki veya üç yumurta sarısı ile yetininiz. Öte yandan istatistikler şişmanlığın yaşam süresini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Kilo fazlanız varsa normal vücut ağırlığına erişmek için hekiminizin yardımını isteyiniz. Çocuklarınız olması gereken kilonun üstünde ise onların da normal vücut ağırlığı içinde büyümelerini sağlamaya çalışınız. Şişman çocukların ileride şişman erişkinler olacağını ve sağlıklı bir diyetin çocuklukta kazanılan alışkanlıklarla daha kolay elde edilebildiğini unutmayınız.

Diyet düzenlemelerinin katlanılması zor katı yasaklar yerine daha ölçülü geliştirilen ve daha devamlı olarak uyulabilen biçimde olması için hekiminizin yardımını isteyiniz. Kalp krizi geçirmiş olan veya kalp krizi için yüksek risk altında bulunan kimselerde yukarıda belirtilenden daha sıkı bir diyet uygulamak gerekebilir.

4.ŞEKER HASTALIĞINA DİKKAT
Diyabet de denilen şeker hastalığı, daha çok kilo fazlası bulunan orta yaşlılarda görülür. Hafif olduğu durumlarda bir kimsede yıllarca farkına varılmadan, şikayete yol açmadan bulunabilir. Bu durumda bile şeker hastalığı, kalp hastalığı ve diğer damar bozuklukları tehlikesini önemli ölçüde arttırır. Belirli aralarla yapılacak genel sağlık kontrolleri diyabetin erken dönemde teşhisini, gerektiği gibi tedavisini ve hastanın normal, aktif bir yaşam sürmesini sağlayabilir.
Hekimin belirleyeceği ve normal vücut ağırlığını amaçlayan diyet, sigaradan kaçınmak, varsa yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi risk etkenlerinin kontrol ve tedavisi, gelebilecek kalp ve damar bozukluklarını büyük ölçüde önleyebilir.

5.DÜZENLİ EGZERSİZ
Bilimsel gözlemler, sakin ve hareketsiz bir günlük yaşam sürdürenlerde kalp krizlerinin yürüme, koşma, bisiklete binme ve yüzme gibi beden faaliyetlerini düzenli bir şekilde yapanlara oranla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Yaşınıza ve sağlık durumunuza göre sizin için en uygun egzersiz biçiminin nasıl olacağını hekiminiz size söyleyecektir. Kendinize uygun bir egzersizi düzenli olarak uygulamakla, başka birçok yararları yanında kalp sağlığınızı da koruyacağınızı hatırdan çıkarmayınız.

6.DOĞUM KONTROL HAPLARI
Doğum kontrol haplarını kullanan kadınlarda kalp krizi olasılığının bir ölçüde arttığı bilinmektedir. Doğum kontrol hapları, özellikle kilo fazlası veya böbrek hastalığı bulunan veya gebeliği sırasında tansiyonu yükselmiş ya da ailesinde yüksek tansiyon olan kadınlarda tansiyonu yükseltebilir. Doğum kontrol hapları ile aynı zamanda sigara kullanmak özellikle tehlikelidir. Doğum kontrol haplarının 35 yaşından sonra kullanılmaması daha uygundur. Bu hapları hekiminizin tavsiyesi olmadan kullanmayınız.

7.DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİ YAPTIRINIZ
Yakın akrabalarınız içinde genç veya orta yaşlılıkta kalp hastalığından kaybedilmiş olanlar varsa bu, ailevi bir eğilimin olabileceği anlamına gelebilir; fakat sizin de kalp hastalığına yakalnmanızın kaçınılmaz olduğu demek değildir. Bu durum, yaşam biçiminiz için belirleyici olabilir. Belirli aralarla yaptıracağınız sağlık kontrolleri ile hekiminiz kalp hastalığı riskini azaltacak önlemleri size bildirebilir ve sağlayabilir.

KALBİNİZİN FAZLA YORULMASINI ÖNLEMEK İÇİN UYMANIZ GEREKENLER...
Günde üç öğün ve eşit miktarlarda yemek yemelisiniz.Bir öğün de fazla yemeyin, yavaş yiyin, acele etmeyin.

Sizi üzen, sinirlendiren, kızdıran durumlardan, kimselerden ve konulardan kaçınmaya çalışın. Kızgınlık, sinirlenme ve korku kalbinizin fazla çalışmasına yol açar.

Çok soğuk veya sıcak iklimde bulunmaktan kaçının.Yazın dışarıdaki faaliyetleriniz için günün serin zamanını seçin. Sıcak, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Çok soğuk veya rüzgarlı bir günde dışarı çıkarsanız ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın ve soguk havayı içinize çekmeyin.

Faaliyetlerinizi kalbinizin dinlenmesine zaman ayıracak şekilde düzenleyin.
Örneğin: Günün veya haftanın işini planlayın. Ağır işleri gün içinde dağıtın ve araya hafif işler koyun.

Faaliyetleriniz arasına zaman koyun. Bütün işlerinizi sabah yapmaya çalışmayın. Bir kısmını öğleden sonra ve akşam yapın, arada dinlenin.

Yorulursanız, her ne yapıyor olursanız olun, 15-20 dakika kadar dinlenin. Örneğin bahçe işlerinin tümünü birden yapmak için kendinizi zorlamayın.

Acele etmemeye çalışın. Günlük işlerinizi planlayın, böylece acele etmeden ve sinirlenmeden bütün işlerinizi tamamlayın. Bir işi kısa sürede tamamlamanız gerektiğini düşünmeyin.

Sabah ve öğleden sonra olmak üzere en az 2 kere 20-30 dakika istirahat edin. Bunun için yatmanız gerekmez, yalnız dinlenin.

Her gece alışık olduğunuz kadar uyuyun. En az 6-8 saat uyumaya çalışın. Bir gece geç saatlere kadar oturup, ertesi gece bunu telafi etmeye çalışmayın. Geç yatacağınız gece gündüz bir süre uyumaya çalışın.

Çalışırken kollarınız omuz düzeyinin üstünde olursa, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Pencere silmek, çamaşır asmak gibi işlerden kaçının.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
GOOGLE REKLAMLARI
  #2  
Alt 09 Kasım 2010, 17:27
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 08 Mayıs 2012
Mesajlar: 2
Standart Cevap: Kalp krizi

Hayvan ve hayvan yağı yemeyin.İnsanlar yaratılışına karşı çıkmamalı.
İlk atalarımızın beslenme düzenleri incelendiğinde antropologlar tarafından ortaya çıkarılan tablo kesinlikle kayda değer bir önem taşıyor. "İlkel" olarak tanımlanan ilk insan bilindiği üzere toplayıcı olarak yaşamını sürdürmekteydi. Avcılık, daha sonraki dönemde, yeryüzünün değişimi; depremler, doğal afetler, iklim değişiklikleri gibi zorlayıcı etkenler sonucu insanoğlunun göç etmesi ile başvurduğu bir yöntemdi. Başlarda meyve ve tohumlarla beslenmekte olan insanın yapısı incelendiğinde bağırsak sistemi, bunu takip eden yeni beslenme türü ile arasındaki farklılıkları elbette ki gözler önüne koyuyor. İnsan omurgasının dikleşmesi ile yaşam tarzında da değişiklikler meydana geldi ve sonuç olarak da beslenmesinde. Avlanmaya başladı ve et ile otu birlikte tüketime geçti. Dikkat çekici bir nokta ise bu dönemde yaşamımıza girdi: Et ile beslenme vücutta değişimlere neden olmaya başlamıştı. Beden bu besin karşısında zehir üretmeye başladı ve buna bağlı olarak da hastalıklar baş göstermeye başladı. Etle beslenen canlılarda kısa bağırsak ihtiyacı doğar; zira uzun bağırsak boyunca yol alan et bozulmaya ve çürümeye başlar. Bu durumun vücutta olumsuz davranışlar göstermesi kaçınılmazdır. Adolf Hitler, geçirdiği bir rahatsızlık üzerine yazdığı mektupta dile getirmiştir: "Şu anda iyi hissettiğimi sana bildirmekten dolayı mutluyum... Ciddi bir şey değildi, sadece bir mide rahatsızlığı ve kendimi, meyve ve sebze diyeti ile iyileştiriyorum.".
Et içermeyen besinlerle beslenen toplumlarda kan basıncı ve kan kolesterol düzeyinin de düşük olması nedeniyle bu toplumlarda kalp ve beyin damarı hastalıklarına bağlı kalp krizleri ve inmeler daha az görülüyor. Aynı şekilde bu insanlarda şişmanlık ve buna bağlı kalp damarı hastalıkları, şekerli diyabet, halk arasında kireçlenme ve yaşlılık romatizması denen dejeneratif eklem iltihapları ve osteoporoz, safra kesesi taşları ve mide bağırsak sorunlarına da daha az rastlanıyor. Toplumda çok görülen önemli kanser gruplarından olan kalın bağırsak, prostat, meme, mide, akciğer ve yemek borusu kanserleri de bu toplumlarda ve vejetaryenlerde daha az ortaya çıkıyor. (Dünya Sağlık Örgütü-WHO, 1991.)(2) Bundan anlaşılıyor ki, doğal bir seçimle yaşamına soktuğu vejetaryenlik, insanoğlunu ilk zamanlarda sağlıklı kılmış ve doğadan kolay ve zararsız bir şekilde temin ettiği toplayıcılığa yöneltmiştir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09 Kasım 2010, 17:28
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 08 Mayıs 2012
Mesajlar: 2
Standart Cevap: Kalp krizi

Toomey: "Ne kadar çok protein alırsak, kan o kadar çok kalsiyumu kemiklerden çeker. Sonuç, idrarda yüksek düzeyde üre asidi, kalsiyum ve magnezyum demektir. Bu çok basit bir biyokimyadır. Yıllardır kanıtlanmıştır ki, kadınlar, hayvansal protein bakımından yüksek bir yemekle beslendikleri zaman, yemeği izleyen birkaç saat içinde, bu yaşamsal minerallerden büyük miktarlarda idrarda kaybolup gitmektedir. Bitkisel ürünlerle zengin bir yemekten sonra, kalsiyum idrarda hiç görülmemekte ya da çok az görülmektedir." (Toomey, J., 2001). Bu satırlar açık bir şekilde etten alınan proteinin, ostreopoz döneminde gerek duyulan kalsiyumu tamamiyle yok ettiğini gözler önüne seriyor. Lakin şu kesin bir tanıdır ki, maalesef günümüz bilim adamları bu olayı pek de ciddiye almıyor gibi gözüküyorlar. Bu durum için pek çok sav öne sürülebilir elbette. İlaç firmalarının para hırsından tutun da, "özel" nedenler doğrultusunda kavram haline getirilen isteklere kadar bir çok gerekçe bulunabilir. Şu bir gerçek ki, osteoporoz, vejetaryenlerde rastlanmıyor. Yapılan araştırmalara göre bu kanıtlanmış durumda, ve eminim ki dikkate alınmayacak bir hussus değil bu.
İnsanın vücut yapısını ve işlevini göz önünde bulundurursak da elimize bazı veriler ulaşıyor. Örneğin ağız yağımızı ele alalım: İnsan türünün diş dizilimi ve dişlerinin şekillerinden ve işlevselliklerinden yola çıkarsak, onların et yemek için oraya yerleştirilmediklerini anlarız! Profesör Gasendi, Von Helmont'a mektubunda şöyle yazmıştır: "Dişlerinizin yapısının et yemek için yaratılmadığına emin oldum. Çünkü doğanın et yemek için var ettiği tüm canlıların dişleri konik, kesici, farklı yükseklikte ve birbirinden ayrıdır. Aslan, kaplan, kurt, köpek vs bunların arasındadır. Ama sadece sebze ve meyve ile yaşamak için yaratılanların dişleri kısa,küt ve birbirine yakındır. Ayrıca birbirine eşit uzaklıktadır.". İlkel insanın ağız yapısı elbette ki çok daha faklıydı. Homosapiens ağız yapısı tamamiyle meyve ve tohum-yemiş için elverişli idi, ve elbette hala da öyledir. Diş yapısı dikkatlice incelendiğinde, Profesör Gasendi'nin belirttiği gibi, hiç bir etobur beslenmeye sahip canlının dişlerine rastlayamayız. Ünlü ve önder vejetaryenlerden olan Kolizos şu satırları yazmıştır:
1- İnsan asla etobur bir hayvan değildir ve doğal olarak varlıkların en sakinidir.
2- Hayvanları öldürmek onun hata ve cinayetlerinin temelini oluşturur. Aynı şekilde hayvansal besinler onun çirkinleşmesine, hastalıkların erken gelmesine ve ömrünün kısalmasına neden olur.
3- Bu sapıklık onun gelecekteki yazgısını kirletmekte, yani sonsuz bir yaşamı geriye atmaktadır.
Sanıyorum ki bu cümleler, "neden?" sorusunun cevaplarını oluşrumaya yönelik en kapsamlı kelimeleri ihtiva ediyor.
İşin aslında, insanoğlunun "hepçil", yani hem et, hem de ot tüketen bir canlı olduğu vardır. Lakin, günümüzde bir çok seçime sahibiz. İlk zamanlara kıyasla olayı ele alırsak ete ihtiyaç duymadığımızı söyleyebiliriz. Zira, ilk insanlar, ellerinde olayan, dış etkenlerin yönlendirmeleri sonucunda et tüketmeye başlamışlardır. Küresel iklim değişikliği ile birlikte kıtlığın vuku bulması insanları ete yöneltmiştir. Ancak şimdi yaşadığımız dünya üzerinde, et dışında pek çok seçeneğe sahibiz. Yani et yemek, artık ihtiyacın dışına çıkmış ve sadece insanın damak tadını karşılayan bir "zevk" halini almıştır.
15 Mayıs 1979 tarihli New York Times gazetesinde yayınlanan habere göre, Johns Hopkins Üniversitesi antropolojistlerinden Dr. Alan Walker'a göre biz Homo Sapiens'lerin ataları olan Homo Erectus'ların hem etobur hem de otobur olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Homo Erectus'ların hepsinin diş yapıları bir hepçile aittir. Ancak 12 milyon yıllık bir periodda incelenen bazı insansı yaratıkların dişleri de meyve-yiyenlere benzemektedir. Bu yaratıklar, bizden çok önce, meyve diyeti ile yaşarlardı ancak o zamanki meyvelerin besin değeri bizim bugün meyve olarak adlandırdıklarımızdan çok daha fazla ve özlüydü.
Binyıllar içerisindeki değişim, elbette ki beden içerisinde eksilme ve artımlara neden oldu. Bunun yanında dikkat çeken noktalar da yaşamımızda yer almaya başladılar. Kendini insan türü üzerinde gösteren en önemli etki sağlığı olduğu gibi etkileyen "obezite" kavramıydı sanırım. Amerikan Kardiyoloji Dergisinin şef editörü William Clifford Roberts bir yazısında ise şöyle demektedir: "Biz yemek için hayvanları öldürdüğümüzde aslında onlar bizi öldürmüş oluyor, çünkü bu hayvanların etlerinde bulunan kolesterol ve doymuş yağlar, biz doğal otoburlar olan insanlara asla uygun değildir.". Bu konu gerçekten de çağımız teknolojisi ve yaşam tarzı ile hayatlarımıza giren hastalıklara bir pencere açıyor. Dikkate alınmayan ayrıntılar içerisinde boğulmanın kaçınılmaz olduğu bir kısır döngü içerisine sokulan bizler, sadece tatmin olma güdüsü ile yaşamımıza devam ediyor ve özümüzün barındırmakta olduğu bedensel şifrelerimizi unutuyoruz.
Tarih içerisinde vejetaryenliği incelemeye başlarsak önümüzde büyük bir tablo oluşmaktadır. Yüzyıllardan beri zihinlerimizde ve elbette ki tarihimizde yer etmiş pek çok bilge, din, devlet ve bilim adamı tarafından da lanse edilen vegetaryen beslenme, her alanda ismini korumuşa benziyor: Buda, Zerdüşt, Pisagor, İran mugları yani ateşperest rahipleri, Hint bilginleri, Mısır kâhinleri, Yunan filozofları: Homeros, Sokrates, Eflatun, Aristo, Plutarch, Seneca, Markorol, Virgil, Zenen, Ovid, Hıristiyan ruhbanları, İslam filozof, arif ve mutasavvıfları: Hz. Ali, Ebu Ali Sina, Nasır-ı Husrev, Şeyh Necmettin-i Razi, Ebu'1-Alâ Ma'arri, Şeyh Attar, Mevlana, Gaybiler, Yezidiler, Mezdekler, Bacon, Kornaver, Gasandi, Milton, Sudenberg, Newton, Pascal, Fenelon, Monteyn, Anketil do Peron, Sari Nedyiye, Jean Jack Roussea, Franklin, Seli, Lamartin, Vagner, Misle, Chopenhaver, Tolstoy, Faber, Reclus, Bosue, Volter, Edison, Metterling, Carpenter, Leonardo Da vinci,
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



.


vBulletin® Version 3.8.6 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.1 PL1 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306